Bugün;kalemi,kağıdı alıp elime,içimi döktüm satırlara.Bir yer var, biri var beni çağıran. Bunu öylesine hissediyorum ki benliğime. Ruhumun ulaşmak istediği o yer neresi, bilmiyorum ama, göz kapaklarımda hissedebiliyorum onu. Bütün gün bunları düşündüm. Şimdi daha da hissediyorum göz kapaklarımda. Hiç gitme göz kapaklarımdan…

Öyle bir gençlik hayal ediyorum ki, an-ı seyyaleyi yaşamayı sonuna kadar sürdüren bir gençlik…An-ı seyyale; gelip, geçici olan ve az bulunan bir an imiş. Hatta öyle bir andır ki; bir an-ı seyyale yaşamak, hesaplanamayacak boyutta nurla dolup, aydınlanmaya vesile imiş. Rabb’im hepimize böyle bir An-ı Seyyale yaşamayı nasip etsin.

Nasıl Bir Gençlik? Öyle bir gençlik ki;

Hz. Ebubeki gibi; güçlü imanı, dehası ve üstün devlet adamı olan bir gençlik…

Hz.Ömer gibi; adaleti uygularken herkese eşit davranan bir gençlik…

Hz. Osman gibi; üstün ahlakı, güzel konuşmasıyla dikkat çeken bir gençlik…

Hz. Ali gibi; cesaret, ilim ve güzel konuşmasıyla bilinen bir gençlik…

Dünya hayatının nimetlerini elinin tersiyle iten, hayaını hakikat yolculuğuna adayan, hak ateşinde yanan, olgunlaşan ve yanan bir gençlik…

Var oluş nedenini hiçbir zaman unutmayan, bu dünyayla sınırlandırmayan, bu dünyada yaşayacak ama aslında bu dünyada yaşamayacak olan bir gençlik…

Bu fani yani geçici dünyaya aldanmayıp, kalıcı yani gerçek dünyaya ulaşma yoluna giden bir gençlik…

Her şeyi Allah’ın rıası için yapacak bir gençlik…

Öyle bir gençlik ki, Çağ’ının modern kurallarına, modern yaşam tarına uymayıp, Allah’ın bie sunmuş olduğu, İslamiyet’in biZe emrettiği şekilde, hale bürünmesini bilen bir gençlik…

Yorulmak kelimesini sonuna kadar her şeyiyle hisseden, sabahını akşamına, akşamını sabahına katan, bıkmadan, usanmadan bu yollarda yürüyen gençlerin olması ümidiyle, vesselam…

Selam ve dua ile.

Hoş kalın, hoşçakalın efendim.

yazan, Tuğba Hatipoğlu ( ÇÖMÜ İlahiyat )